| Giyimin tarihi |
|
Giyim ve giyim eÅŸyasının tarihi insanlık tarihiyle birlikte yürümüÅŸtür. İnsanlar üstündeki giyeceklerle birlikte doÄŸmadıklarına göre, acaba ilk çaÄŸlardan bu yana onları giyinmeye iten etkenler nelerdir? Bu soruya çeÅŸitli cevaplar verildi. Bazılarına göre insanlar sadece dış etkilerden (rüzgâr, soÄŸuk gibi) korunmak için giyinmiÅŸlerdi. Ama etnoloji uzmanları böyle bir sebebi yeterli bulmadılar. Çünkü mesela Güney Amerika'nın en güneyinde soÄŸuk iklim bölgesine giren bir yerde yaÅŸayan kabileler çıplak gezerken, kavurucu çöl sıcağında kalın pelerinlerle dolaÅŸan Araplar vardı. Demek ki, insanların giyinmesini iki önemli sebebe baÄŸlamak belki de daha doÄŸru olacaktı: biri dış etkenler, öbürü doÄŸal bir estetik duygusu. Toplumlar geliÅŸtikçe, örtünme zorunluluÄŸuna, dış etkenlerden baÅŸka toplumun sosyal deÄŸerleri de eklendi ve yavaÅŸ yavaÅŸ giyinme töreleri doÄŸdu. Böylece giyimin iki unsuru meydana çıkmış oluyordu. Biri, giymek zorunda olduÄŸumuz malzeme, öbürü giyim eÅŸyasını süsleyen, estetik zevkimizin ürünü süslemeler. Bu süslemelere aksesuar adı verilir
Post dönemi Avladığı hayvanların kürklerine bürünen ilk insanı düÅŸünelim. Böyle bir giyim onun için nasıl bir deÄŸer taşıyordu: bir yandan kendisini dış etkenlerden korurken, bir yandan da kabilesine veya köylülerine gücünü ve avdaki ustalığını ispatlıyordu. Bundan baÅŸka, ilk çaÄŸların kalıntıları gösteriyor ki insanoÄŸlu dünyada göründüÄŸü günden beri yiyecek saÄŸlamaya yarayan çeÅŸitli araçlar, yontulmuÅŸ taÅŸlar, midye kabukları ve kemikler edinmiÅŸti. Daha sonraki çaÄŸlarda bunlarla kendisine kolyeler, muskalar, yüzükler ve benzeri eÅŸya yapmayı öÄŸrenecektir. Uygarlık geliÅŸtikçe insan yavaÅŸ yavaÅŸ da olsa, kendisine güç çaÄŸlan aÅŸma imkânını saÄŸlayan o «fizik duyarsızlık»Ä±nı kaybetmeÄŸe baÅŸladı: yani ilkel toplumdan daha ileri bir topluma geçince tabiat karşısında kendini daha zayıf buldu. Belli bir biçimde giyinme zorunu ve isteÄŸi iÅŸte buradan doÄŸmuÅŸ olabilir. |



