| Tarihte biçki dikiş |
|
İlk insanda eÅŸsiz bir buluÅŸ gücü vardı. Bunun sayesinde bugün aradan binlerce, hatta milyonlarca yıl geçtikten sonra bile hâlâ temel önem taşıyan iki iÅŸlem yoluyla ilk kaba saba giyeceklerini hazırlamak için gereken araçları bulabildi. Bu ilk temel iÅŸlem biçki dikiÅŸti. TaÅŸ devri insanının makası yoktu tabii. Ama tarihöncesi kalıntılar arasında derileri etlerinden ayırmaya, kesmeye ve kazımaya yarayan sivriltilmiÅŸ taÅŸlar ve kemikten ciÄŸerdeldiler bulunmuÅŸtur. Bugünkü iÄŸnelerin ataları diyebileceÄŸimiz bu araçlarla maÄŸara adamı derileri yüzüyor, bunları sarmaşıklar ve hayvan kaslarıyla birleÅŸtirip bizim bildiÄŸimiz ipliÄŸin kullanılışına öncülük ediyordu. Göçebe insan bir bölgede yerleÅŸip hayvan yetiÅŸtirmeÄŸe baÅŸlar baÅŸlamaz koyunlardan yalnız beslenmek için deÄŸil, aynı zamanda örtünmek için de yararlanabileceÄŸini buldu. İlk yün iÅŸlerine elbette kusursuz denemezdi, ama bugünkü nefis kaÅŸmir hırkalarımızı, yumuÅŸacık yün kazaklarımızı onlara borçlu olduÄŸumuzu unutmamalıyız. O uzak çaÄŸlarda insan hem yün eÄŸirmek için örekeyi, hem de sarmaşıklardan elle yaptığı ipliÄŸi bükmek için iÄŸi biliyordu. Dokuma tezgâhı düÅŸüncesine herhalde bu sarmaşıkların örülüsünü gözlemleyerek ulaÅŸabildi. İnsan madenlerden yararlanma yolunu bulunca çalışma araçlarını daha da geliÅŸtirdi. Kendisine deÄŸiÅŸik biçimlerde iÄŸneler yaptı. Bunların bazılarının delikleri bile vardı. İnsanın yetenekleri deÄŸiÅŸtikçe ihtiyaçları da artıyor, estetik içgüdüsü olgunlaşıyordu. Böylece ilk süs eÅŸyaları, mücevherler ortaya çıktı. Eski Mısırlılar çok ince keten kumaÅŸlarıyla ün salmışlardı, Fenikeliler ise kumaÅŸ boyama sanatında çok ilerlemiÅŸlerdi. DoÄŸu ile batı arasında ticaret yoÄŸunlaÅŸtıkça pamuklu ve ipekli kumaÅŸlar da dünyaya yayıldı. Ancak bu üretimi yalnız Orta Asyalılar bildiÄŸinden uzun bir süre nasıl yapıldıkları bir sır olarak kaldı. Ticaretin doÄŸuÅŸu Zaman ilerleyip eliÅŸçiliÄŸi geliÅŸtikçe giyim eÅŸyası yapımı büyük önem taşıyan bir ekonomik olay haline geldi. DoÄŸuda, bugün yalnızca bir kadın iÅŸi sayılan nakış gibi iÅŸler erkekler tarafından yapılıyordu. Avrupa'da giyimin altın çağı ÅŸövalye devriyle baÅŸladı: Haçlılar OrtadoÄŸu'dan dönerlerken beraberlerinde dokuma sanatını, kumaÅŸ boyamasını, süsleme yöntemlerini ve birtakım deÄŸerli araçları da getirdiler. Bu arada ipek de ufukta görünmek üzereydi. Gözü pek tüccarlar ipek yapımının sırrını ele geçirdiler ve Çin'den dut aÄŸacı ve ipek kozası getirmeyi baÅŸardılar. İpek ticareti büyük kâr bırakıyordu. Bu arada pamuk ve keten dokuması ve üretimi de yayılıyordu. XIV. yüzyıl dolaylarında pamuklu kumaÅŸlar o kadar deÄŸerli sayılıyordu ki çoÄŸu vakit miras malları arasında yer alırdı. XIII. XV. yüzyıllar İtalya, Felemenk, İngiltere ve İspanya için çok parlak bir dönem oldu. Pamuk üretiminde Venedik ile Milano birincilik için yarış halindeydiler. Venedik'te pamuÄŸa <altın otu> deniyor ve alım satımı çok büyük gelirler saÄŸlıyordu. KumaÅŸ yapımıyla birlikte terzilik de geliÅŸti. Terziler esnaf loncalarına girmiÅŸler ve loncanın çok sıkı kurallarına uyarak çalışmak üzere yetiÅŸtirilmiÅŸlerdi. Artan kumaÅŸ parçalarını olduÄŸu gibi müÅŸteriye geri vermeleri gerekiyordu ve müÅŸterinin aleyhine el altından kumaÅŸ tüccarlarıyla anlaÅŸmaları yasaktı. Makineler teknolojik yönden geliÅŸtikçe üretim oranı da arttı. Böylelikle en deÄŸerli mallar bile ucuzladı ve geniÅŸ bir üretici kitlesine yayıldı. Özellikle pamuklu kumaÅŸ üretimi o vakte kadar hemen hiç bilinmeyen çamaşırların yayılmasını saÄŸladı. Bir yandan kadınlar nakışta büyük ustalık kazanırken öbür yandan artık eskisine göre ucuzlamış olan yün, en parlak dönemine girmiÅŸ bulunuyordu. Sanayi devrimi
XVIII. yüzyıl, getirdiÄŸi çeÅŸitli deÄŸiÅŸikliklerin yanı sıra, giyim endüstrisi için de yeni bir çaÄŸ oldu. Endüstri devrimi, görenekleri ve eldeki makineleri bir kenara atarak daha hassas ve daha hızlı çalışan yeni makineler getirdi. Bütün ülkeler teknolojik yenilenmeye elbette aynı derecede hazırlıklı deÄŸildi. Bu yüzden giyim konusundaki hâkimiyet hammadde bakımından daha zengin ve kamu yönetimi açısından daha uzak görüÅŸlü ülkelerin eline geçti. İngiltere bu konuda âdeta büyük bir imparatorluk kurmuÅŸ gibiydi. Hem geniÅŸ ölçüde hammaddesi, hem de ihraç pazarları vardı. Fransa ise dünyaya moda öncülüÄŸü yapıyordu. Bu arada en küçük ülkeler de, sınırlı ama yaygın bir geliÅŸme sayesinde, büyük ölçüde mal üretir duruma geldiler. Tabii buna paralel olarak daha yaygın satış imkânları bulmak gerekiyordu. İşte «moda» kelimesi giyim sözünün yanma böyle eklendi: artık eskisi gibi bir yüzyılın deÄŸil on yılın, en fazlası yirmi beÅŸ yılın giyim kurallarından söz edilebilirdi. Çünkü satışı sürdürebilmek, dolayısıyla kâr oranını da düÅŸürmemek için durmadan yeni ihtiyaçlar yaratmak zorunluluÄŸu doÄŸmuÅŸtu. Yani kısa süreler içinde belli bir malın sürümüne son verilecek ve yeni bir mal yaratılmasını gerektiren modalar ortaya atılacaktı. Moda insanların yalnız giyip çıkardığını deÄŸil aynı zamanda ev içi eÅŸyasının türünü, biçimini, kumaşını da ele almıştır. Böylece evler, savaÅŸlarla devrimlerin birbirini izlediÄŸi çağımızın aynası olup çıktı, özellikle tekstil sanayi evimizi ve yaÅŸamımızı biçimlendiren bir dev endüstri halini aldı. Bu endüstri teknolojik açıdan çok ileridir. Engel, sınır tanımaz, en uzak ve deÄŸiÅŸik ülkelerin buluÅŸlarını ve yeniliklerini evimizin içine anında getirir. Basın, sinema, televizyon gibi yayın araçlarını hemen de hiç fark ettirmeden emrinde kullanır. İşte, bu tarihi geliÅŸimi izleyen «Küçük Sözlük»ümüz kadınlarımızın moda, giyim, kıyafet, eÅŸya v.b. konularda piyasadaki her ÅŸeyi deÄŸerlendirebilmelerini ve istedikleri yönde en iyi seçimleri yapabilmelerini saÄŸlayacak gerekli kavramları verebilmek üzere hazırlandı. |



